Komünizm hala yaşamaktadır. Hem de uzağımızda değil, yanıbaşımızda.
Doğu Avrupa'nın büyük bölümünde ve hatta bazı Batı Avrupa
ülkelerinde komünist veya sosyalist partilerin iktidara
gelmesi zor değildir. İktidara gelecek bu partilerin,
eğer uygun sosyal şartlar oluşursa -Almanya'da 1933'te
seçimle iktidara gelen ama ardından bir diktatörlük kuran
faşist Nazilerle benzer şekilde- kalıcı bir komünist rejim
tesis etmeleri de olasıdır. Rusya, komünizden faşizme
ve vahşi kapitalizme doğru bir savrulma yaşamıştır, ancak
bu ideolojiler arasındaki ince sınır nedeniyle yeni bir
sosyal hareket sonucunda tekrar komünizme dönebilir. Çin
zaten hala Mao'nun fikirlerini yegane doğru olarak görmektedir.
Halen komünist olan Küba, Kuzey Kore ve Vietnam'da da
komünizmin etkisi açıktır.
Günümüzde komünizm "bir ileri iki geri taktiği"ni uygulamaya
sokmuş ve geri adım atmıştır. Bu nedenle çeşitli ülkelerde
farklı isimler altında faaliyetlerini sürdürmekte, komünist
tehlikenin dünyada bulunmadığı imajı vermektedir. Ancak
komünizm, diyalektik materyalizmin "çatışma" iddiası ile,
tüm insanlık için her şartta sonu gelmez bir "kan dökme
kuyusu"dur. Hangi görünüm veya isim altında olursa olsun,
diyalektik çatışmayı tarihin vazgeçilmez bir kanunu olarak
gördüğü için, insanlara zulüm ve beladan başka bir şey
getirmesi mümkün değildir.
Bu tehlikeye karşı alınması gereken tedbir ise, tehlikeyi
üreten bataklığın kurutulmasıdır. Yoksa tek tek sivrisineklerle
yani komünizm taraftarları ile mücadele etmek, komünist
bataklığın kurutulması için yeterli olmayacaktır. Bataklık
kurutulmadığı sürece, sivrisinekler gittikçe artan bir
hızla üremeye devam edeceklerdir.
O halde bu bataklığı kurutmanın yolu nedir?
Marxistler'in, Marxist-Leninistlerin,
Maocuların veya bir başka komünizm versiyonunun -ve hatta
faşizmin- ortak dayanağı, Darwin'in evrim teorisidir.
Önceki bölümlerde incelemiştik: Bu teori, Marx'ın ifadesiyle
komünizmin "doğa bilimleri açısından temeli"dir. Engels
diyalektik materyalist öğreti açısından Darwin'i Marx'la
eşdeğer görmüştür. Lenin ve Trotsky Darwin'den etkilenmişler,
Stalin genç bir din adamı iken Darwin'i okuduğu için ateist
olmuştur. Mao'nun ve Çin komünizminin entelektüel temelleri
tamamen Darwinizm'de gizlidir. 1968'de dünyayı sarsan
Marxist öğrenci hareketinin lideri Herbert Marcuse de
yine Darwinizm'den ve özellikle Darwin'in "uygun olanlarınhayatta kalması" fikrinden etkilenmiş bir ideologtur.1 Darwinizm'i kendisine rehber eden sosyalistler sıralandığında;
Karl Kautsky ve Eduard Bernstein gibi revizyonist Marxistler
ve İngiliz solunun kaynağı sayılan ünlü "Fabian Society"nin
ıgibi geniş bir yelpaze çıkmaktadır.2
Darwinizm olmadan komünizm de var olamaz. Dolayısıyla,
20. yüzyılda 100 milyondan fazla insanın canına mal olan
ve hala alttan alta örgütlenme ve güçlenme çabası içinde
olan komünizmin tek gerçek panzehiri, Darwinizm'in bilimsel
ve fikri alanda çürütülmesidir. Darwinizm'in bilimsel
yönden tamamen çökmüş bir teori olduğu, canlıların evrimle
var olmadıkları, Allah tarafından kusursuzca yaratıldıkları
ortaya konduğunda, geriye ne Marx, ne Lenin, ne Mao, ne
de duvarlarına bunların posterlerini asarak kan döken
veya dökmeye hazırlanan militanlar kalacaktır.
Darwinizm aldatmacasının ortadan kalkması, komünizm gibi
"kan dökme kuyularını" yok ederken, bir yandan da insanların
gerçek Yaratıcıları ve Rableri olan Allah'a dönmelerine
ve O'nun öğrettiği ahlaka göre yaşamalarına vesile olacaktır.
Ve bu sayede, aşağıdaki Kuran ayetinde emredildiği gibi,
insanlar topluca barış ve güvenliğe kavuşacaklardır:
Ey iman edenler, hepiniz topluca
"barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın
adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
(Bakara Suresi, 208)
Kaynakça
1 Robert M. Young, Darwinian Evolution
And Evolution And Human History, Radio talk given in an Open
University course on Darwin to Einstein: Historical Studies
on Science and Belief, 1980
2 Robert M. Young, Darwinian Evolution
And Evolution And Human History, Radio talk given in an Open
University course on Darwin to Einstein: Historical Studies
on Science and Belief, 1980 |